Günümüzde İnsan Ömrü Uzuyor!

“Bir milletin yaşlı vatandaşlarına ve emeklilerine karşı tutumu, o milletin yaşama kudretinin en önemli kıstasıdır.”

 

“Mazide muktedirken bütün kuvvetiyle çalışmış olanlara karşı minnet hissi duymayan milletin istikbale güvenle bakmaya hakkı yoktur.”

 

M.Kemal ATATÜRK

 

Günümüzde teknolojinin insan yaşamına sağladığı kolaylıklar, tıptaki gelişmeler, sağlığı koruma ve sürdürme  konusunda bilinçlenme, beklenen yaşam süresini uzatmış ve toplumda yaşlı nüfus oranını artırmıştır.  Genelde gelişmiş ülkelerin sorunu olarak kabul edilen yaşlanma olgusu, artık gelişmiş ülkeler kadar, gelişmekte olan ülkeler  açısından da  önemle üzerinde durulması  gereken bir konudur. İlk olarak bu konudaki kavramları ele alarak başlayalım. Yaşlanma, aslında döllenme ile başlayan, büyüme sürecinde  normal olarak ortaya çıkan, tüm değişimlerin toplamı olarak tanımlanabilir. Aynı zamanda yaşlanma biyolojik, psikolojik, sosyal, kültürel ve davranışsal değişkenler açısından da tanımlanmıştır. İnsan doğar doğmaz yaşlanmaya başlar, Yaşlanma, eskime canlı – cansız bütün varlıkların kaderidir. Yaşlanma ile ilgili bazı yakın kavramlar vardır.

 

Yunanca geros – ‘’yaşlı adam’’ ve legos ‘’bilim’’ kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuş olan  Gerontoloji, yaşlılığı ve yaşlanmayı inceleyen bir bilim dalıdır. Gerontoloji multi disipliner bir bilim dalıdır, yani farklı bilim dallarında yaşlanma ve yaşlılık incelenir. Teorik çalışmaların yanı sıra Gerontoloji aynı zamanda uygulamalı bir bilim dalıdır. Öncelikle yaşlıların yaşam koşullarının iyileştirilmesi hedeflenir.

Geriatri de 65 yaş ve üstü hastaların sağlık sorunları, hastalıkları, sosyal ve fonksiyonel yaşamları, yaşam kaliteleri, koruyucu hekimlik uygulamaları ve toplum yaşlanması ile ilgilenen bilim dalı olup iç hastalıklarının bir yan dalıdır.

 

Türk Dil Kurumu sözlüğü; yaşı, bir canlının, bir olay ya da olgunun ortaya çıkışından itibaren geçen ve yıl birimi ile ölçülen zaman göstergesi olarak ifade eder. Yaşlılık ise Türk Dil Kurumu sözlüğünde; yaşlı olma hali olarak tanımlanır Yaşlılık canlılıktaki, zindelikteki düşüş anlamına gelir.  Yaşlılık, birçok çalışmada fonksiyonların yetersizleştiği, doğurganlığın azaldığı ve ölüm oranının arttığı bir dönem olarak tanımlanır. Yaş biyolojik ve kronolojik yaş olarak ikiye ayrılır. Kronolojik yaş tüm insanlarda aynı olduğu halde biyolojik yaş bireylere göre değişir. Kronolojik yaş doğumdan başlayarak içinde bulunan zaman kadar geçen yılların toplamıdır.

 

Biyolojik yaş içinde bulunan biyolojik basamağın zaman birimi olarak gösterilmesidir. Biyolojik düzeyde yaşlılık, kademeli ve yaşam boyu ilerleyen moleküler ve hücresel hasar sonucu vücut fonksiyonlarında yaygın bozulma, değişen çevre koşullarına karşı zayıflık ve hastalık ile ölüm riskinde artış ile karakterizedir. Kronolojik yaş genelde yaşlılığı değerlendirilirken kullanılsa da yaş için bazı kriterler de bulunur. Bunlardan birisi, psikolojik yaştır.

 

Psikolojik yaş, kişinin gerçekten nasıl hissettiğini gösterir. Zeka, hafıza, motor beceriler, motivasyon, duygu ve tutum özelliklerine bağlı olarak, kronolojik yaşına göre kişi kendisini daha genç ya da daha yaşlı hissedebilir. Sosyal yaş, kişinin sosyal rolleri ve alışkanlıkları tarafından belirlenir. Düzenli spor yapan bir kişi evde vakit geçiren bir kişiye göre daha genç algılanır. Ayrıca emeklilik durumu kişinin daha yaşlı olarak algılanmasına sebep olur. Fiziksel ya da biyolojik yaş ise yaşlanmanın duyusal bozulma, saçların beyazlaması, dayanıklılığın kaybı gibi fiziksel işaretlerini ifade eder.

Dünya Sağlık Teşkilatı, 1963 yılında yaşlanmayı kronolojik olarak ele almış ve 4 safhaya ayırmıştır:

 

Orta Yaş                              (45 – 59 yaş)

Genç yaşlı                (60 – 74 yaş)

İleri Yaşlılık               (75 – 84 yaş)

Çok ileri  ihtiyarlık    (85+ yaş)

 

Yaşlı nüfus (65 ve daha yukarı yaş) 2013 yılında 5 milyon 891 bin 694 kişi iken son beş yılda %17 artarak 2017 yılında 6 milyon 895 bin 385 kişi oldu. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı ise 2013 yılında %7,7 iken, 2017 yılında %8,5’e yükseldi. Yaşlı nüfusun %44’ünü erkek nüfus, %56’sını kadın nüfus oluşturur. Nüfus projeksiyonlarına göre, yaşlı nüfus oranının 2023 yılında %10,2, 2030 yılında %12,9, 2040 yılında %16,3, 2060 yılında %22,6 ve 2080 yılında %25,6 olacağı öngörülür. Yaşlı nüfus yaş grubuna göre incelendiğinde, 2013 yılında yaşlı nüfusun %60,3’ü 65 – 74 yaş grubunda, %32,2’si 75 – 84 yaş grubunda ve %7,5’i 85 ve daha yukarı yaş grubunda iken, 2017 yılında %61,6’sı 65 – 74 yaş grubunda, %29,7’si 75 – 84 yaş grubunda ve %8,6’sı 85 ve daha yukarı yaş grubunda yer aldığı görülür.

 

Dünya nüfusunun 2017 yılında %8,9’unu yaşlı nüfus oluşturdu. En yüksek yaşlı nüfus oranına sahip ilk üç ülke sırasıyla %32,2 ile Monako, %27,9 ile Japonya ve %22,1 ile Almanya oldu. Türkiye bu sıralamada 167 ülke arasında 66. sırada yer aldı. Hayat Tabloları, 2014-2016 sonuçlarına göre, doğuşta beklenen yaşam süresi Türkiye geneli için 78 yıl; erkekler için 75,3 yıl ve kadınlar için 80,7 yıl oldu. Genel olarak kadınlar erkeklerden daha uzun süre yaşamakta olup, doğuşta beklenen yaşam süresi farkı 5,4 yıl oldu. Ülkemizde 65 yaşına ulaşan bir kişinin kalan yaşam süresi ortalama 17,8 yıldır. Erkekler için bu sürenin 16,1 yıl, kadınlar için 19,3 yıl olduğu gözlemlenir. Diğer bir ifade ile 65 yaşına ulaşan kadınların erkeklerden ortalama 3,2 yıl daha fazla yaşayacağı tahmin edildi. Beklenen yaşam süresi 75 yaşında 10,8 yıl iken 85 yaşında 6 yıl oldu.

 

Yaşam memnuniyeti araştırması sonuçlarına göre, yaşlı bireylerin 2017 yılında en önemli mutluluk kaynağı %65,8 ile aileleri oldu. İkinci sırada gelen mutluluk kaynağı ise %16,5 ile çocukları oldu. Hanehalkı bilişim teknolojileri kullanım araştırması sonuçlarına göre, internet kullanan 65-74 yaş grubundaki yaşlı bireylerin oranı 2013 yılı Nisan ayında %4,2 iken bu oran 2017 yılının aynı ayında %11,3’e yükseldi. İnternet kullanan yaşlı bireyler cinsiyete göre incelendiğinde, erkeklerin kadınlardan daha fazla internet kullandığı görüldü. İnternet kullanan yaşlı erkeklerin oranı 2017 yılında %15,6 iken yaşlı kadınların oranı %7,5 oldu.

 

Yukarıdaki istatistiklerde de görüldüğü gibi, yaşam süresinin uzamasıyla yaşlı nüfus artış gösterdiği  gibi, çok ileri yaşlı grubun da (85 yaş ve üzeri) yaşlı nüfus içinde oranı artacaktır. Gelişmiş ülkelerde yaşlı nüfusun %12’si çok ileri yaşlı nüfus olacak iken, gelişmekte olan ülkelerde ise çok ileri yaşlı nüfusun, toplam yaşlı nüfusun %6’sını oluşturacağı belirtilir. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki nüfusun hızla yaşlanması, bazı kronik hastalıkların görülme riskini arttırır. Bunun sonucu olarak da ulusal ve uluslararası halk sağlığı için yeni ve ciddi sorunlar ortaya çıkar. Yaşam süresinin uzaması sonucunda sağlıklı yaşam yılları uzamakla birlikte, yaşlıların fiziksel ve zihinsel kapasitelerinde düşüşler meydana geldiğinden, bu durumun yaşlı insanlar ve toplum için olumsuz etkileri daha fazla olabilir.

 

Yüksek gelirli ülkelerde yaşa bağlı fonksiyonel yetersizliklerin belli bir ölçüde azaltılabileceği fakat tamamının engellenmesinin mümkün olmadığı düşünülür. Fakat orta ve düşük gelirli ülkeler için ise bu durumun daha belirsiz olduğu ifade edilir. Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı araştırmalara göre gelişmekte olan ülkelerde 2020 yılına kadar, tüm ölümlerin dörtte üçünün yaşlanma ile ilişkili olabileceği tahmin edilir. Bu ölümlerin çoğunun kardiyovasküler hastalıklar, kanser ve diyabet gibi bulaşıcı olmayan hastalıklar sebebiyle meydana geleceği tahmin edilir. Yaşlılık döneminde bireyin hayatında yaşanan değişikliklerden biri  de rol geçişleridir. Yaşlı birey, iş yaşamından ayrılma ve emekliliğin başlaması, boş zamanların artması ve çocukların evden ayrılmasıyla uyum  sorunu  yaşayabilir. Yaşlılık  dönemindeki  yaşanan sorunlardan ekonomik  sıkıntılar;  bedensel,  ruhsal  ve bilişsel  sağlık  problemleri;  barınma  sorunları  ve  yaşlılığa  uyum  sorunları ile  yaşlının bakıma  muhtaç  hâle gelmesi;  çevresiyle  iletişimde  problemler  yaşaması;  bazı yakınlarının ölmesi; çocukların evden ayrılması gibi  sorunlar  ile  günlük  hayatın  getirdiği  stres gibi  problemlerle karşı karşıya gelirler.

 

Yaşlılara  yönelik  çalışmalar daha  çok, yaşlıların günlük  ihtiyaçlarının karşılanması, tıbbî bakım  ve  tedavilerinin  yapılması,  sosyal  ilişkilerinin  geliştirilmesi, zamanlarının değerlendirilmesi, aktivitelerinin devamının sağlanması, ayrıca besin harcama oranları ve sağlık durumları göz önüne alınarak uygun tarzda  beslenmelerinin temini ekseninde yürütülür. Ancak bu bakım hizmetlerine bakıldığında, hizmetlerin sosyal ve psikolojik yönden birçok eksikliği olduğu görülmektedir. Yetişkin bireyin yaşlılığa hazırlanması, yaşlının yaşadığı problemlerle başa çıkması, yaşlı bakımı yapan profesyonel elemanlar ve aile bireylerinin  desteklenmesi  ve  güçlendirilmesi,  yaşlıların  toplumla  uyum içinde  huzurla  yaşamalarını sağlayıcı faaliyetlerin artması gerekir. İnternette bu konularda yardımcı olacak portalların açılması ve bu konu ile ilgi yaşlıya ve yakınlarına destek sağlanarak sağlıklı bilgilere ulaşılabilmesi çok önemli bir gelişmedir.

 

YARARLANILAN KAYNAKLAR

 

Türkiye İstatistik Kurumu Bülteni, Sayı: Sayı: 27595 15 Mart 2018

Uluslararası Bilimsel Araştırma Derneği, Cilt: 3  Sayı: 1  Sayfa: 219-229  | Bahar 2018

TDK Güncel Türkçe Sözlük

Çiğdem Demir Çelebi  Yaşlılık ve Yaşlılara Sunulan Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uygulamalarına Bir Bakış, İstanbul   2014

Nilüfer Korkmaz Suzan Yazıcı Küreselleşme ve Yaşlılık,  Ankara 2014

Velittin Kalınkara, Temel gerontoloji yaşlılık bilimi, Ankara 2018

Recent Posts

Yorum Yaz