Çocukluk, gençlik ve olgunluk yıllarında farklı motivasyon kaynaklarına tutunarak hayatta kalmaya çalışıyoruz. Günlük koşuşturmalar içinde zaman akıp giderken hem kendimize hem de çevremize yeterince dikkatli bakamıyoruz. Okul, kariyer, aile kurma gibi amaçlarla hareket ederken aslında zamanın ne kadar hızlı ilerlediğini fark edemeyebiliriz. Bu süreçte hayat herkes için farklı işlese de unutulmaması gereken bir nokta var: Hepimiz yaş alıyoruz!

İyi ve sağlıklı yaş alma herkesin arzusu olsa da içgüdüsel olarak o zamanın hiç gelmeyeceğini düşünme eğilimindeyiz. Doğum ve büyüme kadar doğal olan yaş alma dönemi için çoğumuzun bir planı bulunmuyor. İlerleyen dönemlerde hayata nasıl devam edeceğimiz konusunda kafa karışıklığı yaşıyoruz.

Bu kafa karışıklığını yaşayan bizler de bu sürecin nasıl yönetilmesi gerektiğini araştırdık ve edindiğimiz bilgileri sizlerle paylaşmaya karar verdik.

Dünya nüfusunun giderek arttığı ve insan ömrünün uzadığı günümüzde “yaş alma” kavramı da yeniden şekilleniyor. Bireylerin toplumsal hayatta çok da var olamadığı geleneksel yaşlanma, artık yerini “aktif yaşlanma”ya bırakıyor. Bu kavramın anlaşılması ve yaygınlaşması ile sosyal yaşamda aktif olarak yer alan, sağlıklı bireylerin sayısında hızlı bir artış gözlenmesi bekleniyor.

Teknoloji ve tıp alanında yaşanan gelişmeler insan ömrünü uzattığı gibi yaş dilimlerinin de şeklini değiştiriyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün son verilerine göre 65 yaşına gelene kadar herkes genç kabul edilebilir. Özellikle orta yaşlı ve yaşlı kabul edilen 66-79 ile 80-100 yaş aralığındaki bireylerin sayısı da gün geçtikçe artmaya devam ediyor.

Yaş alma ile ilgili öngörüler ise bu nüfusun ileride çok daha artacağı yönünde. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 2050 yılında orta yaş ve yaşlı nüfus, 2000 yılına göre yaklaşık üç kat artış gösterecek.

Türkiye’de de durum dünyadan çok farklı değil. Türkiye İstatistik Kurumu “Hayat Tabloları 2015-2017” verilerine göre ülkemizde doğuşta beklenen yaşam süresi 78 yıl olarak görülüyor.

Aktif yaşlanma kavramının önemi bu istatistiki veriler ışığında çok daha iyi anlaşılıyor. İnsan ömrünün kısa bir zamanda bu kadar uzaması, sağlıklı kalma anlamında bireyleri motive eden bir durum haline geliyor. Yıllar boyunca hasta şekilde yatmaktansa yaşam tarzında değişikliklere giderek 100. doğum günü bile sağlıkla karşılanabilir.

Mevcut düzenin genç ve yetişkinlere göre ayarlanması, “aktif yaşlanma” kavramının vizyonu ile çelişiyor. Özellikle belirlenen son yaş diliminde orta yaş olarak kabul edilen grubun ihtiyaçlarının karşılanması, ancak toplum genelinde bilinç düzeyinin artırılması ve farklı düzenlemeler yapılması ile mümkündür. Bu anlamda, sosyal alanda ve sağlık alanında izlenen politikaların bu yeni yaş düzenine göre değiştirilmesi kaçınılmaz görünüyor.

Mutlu Yaş Al platformunun kurulma amacı da 66+ yaş grubunda bulunan bireylerin toplumsal hayatta var olabilmelerini sağlayacak algıyı oluşturmaktır. Yaş alma ile birlikte kendini soyutlayan bireylerin toplumda yalnızca fiziksel olarak değil ekonomik, kültürel ve sosyal anlamda da var olabilmesine katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu yaş grubunun ihtiyaç ve beklentilerini anlıyor ve sizlerle paylaşıyoruz.

Yaş almanın değil sağlığınızı kaybetmenin sizi hayattan koparacağının bilincinde olarak “aktif yaşlanma”yı destekliyor, 66+ yaş grubunun uzun yıllar mutlu ve sağlıklı bir hayat geçirmesini temenni ediyoruz.

Soru, öneri ve geri bildirimleriniz için bize her zaman ulaşabilirsiniz.

Saygılarımızla,

Mutlu Yaş Al Ailesi